Villa Burgeise’in Bernini tarafından yapılan başyapıtı heykel, Grek mitolojisinin sanatlara konu olan hikayelerindendir. Tarihte pek çok ressam, mitolojinin bu eşsiz öyküsünü tuvale aktarır. Biz de bu yazılamamızda hikayeden yola çıkarak idare kavramı özelinden kimi raslamsal tezler ileri sürmeye girişeceğiz.
Grek mitolojisine göre bir gün Apollon, kıyıları ağaçların gölgeleriyle serinleyen Peneus ırmağı kenarında, Thessalia'da, genç ve güzel bir kız görür. Apollon, büyülendiği bu kıza sahip olmak ister. Ona doğru yönelir.
Apollon’un içini sonsuz arzuyla dolar. Onunla konuşmak ister. Defne, Apollon’un isteğini anlar. Kaçar. Defne kaçar. Apollon kovalar. Apollo, “Kaçma! Seviyorum seni.” diye arzuyla bağırır. Defne, Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiğinden korkusu derinleşir, kaçmaya devam eder. Apollon, güzel periyi yakalamak isteğiyle tutuşur. Aralarındaki mesafe iyice azalır. Defne, Apollon’un nefesini saçlarında duyar. Kurtulmak imkanı kapmadığını anlayınca birden durur. Ayağıyla toprağı kazıyarak şöyle yakarır:

Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Defne’nin ağaca dönüşmesini üzüntü ve şaşkınlık içinde izler. Sonra sarılır ona. Sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar. Şöyle seslenir: “Bundan sonra Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi. Khramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. Adımız, şarkılarda, şiirlerde yan yana yaşayacak." Bu tatlı sözler karşısında Defne, dallarını saygıyla eğerek Apollon’u selamlar.
Öykü, bugünkü Harbiye’de (Antakya) geçer. Apollon, yapraklarından başına tac yaptığı Defne’yi simgesi kıldı. O günden bu yana şiir ve silah defne dalı ile ödüllendirilir.
Alegoriler, söylediklerinden çok söylemedikleriyle anılırlar; bir bakıma aşarlar dediklerini; güçlerini de bundan alırlar daha çok.
Defne’nin temsil ettiği nedir? Neyi arzular? Yakarışı nedir ve kimedir? Defne’nin peşindeki kimdir? Olympos’un tanrılarından biri olan Apollon, adına tapınaklar yaptırılan ve kenarda ya da köşedeki etkisiz tanrılardan biri değildir şüphesiz; nasıl olur da bu denli güçlü bir Olmypos tanrısının isteği, bir faninin yakarışı ile nihayetine ermez, eremez? Tanrıların, tanrısal iradeyi engellemeleri nasıl anlaşılabilir? Bu nasıl bir çelişkidir?
Şimdi, bu mitolojik öyküdeki öznelerin kim oldularını tespit edip mitolojinin ya da kültürün hayata dair tasarrufunun ne olduğuna, özünde hayattan ne anladığına dair kimi raslamsal tezler ileri sürmeye çalışalım.
Blogu takip edenler, klavyeye alınan bu cümlelerin toplamına “yazılama” dendiğini de bilirler. Buradaki amacımız, pür akademik metinler, afilli retorikler değil insan zihninin sıklıkla gelenek ve/veya akılla sıkıştırıldığı kalebentlerini yıkmak, hiç olmadı sarsmaya yönelik çeşitli sorular sorup raslamsal kimi tezler ileri sürerek mevcut algımıza yeni perspektifler açarak algının kapılarını çoğaltmak yahut genişletmek…

Defne, maziden gelen bir simge olarak zafer tacında kullanılır. Zafer simgesi olan defne tacı, Zeus’un oğlu Apollon’un mağlubiyetinin de simgesidir. Pagan inanışında tanrılar, her şeye kadir değillerdir. Onlar, sonsuz irade sahibi değildirler. Kaybedebilirler. Defne, insanın, tanrıların da yardımıyla tanrıya karşı zaferidir.
Veli Metin,
Temmuz’19, Teşvikiye, İstanbul